Atatürk ‘ün Sağlığa Verdiği Önem

Cumhuriyetin ilanından bugüne sağlık alanındaki gelişmelerin masaya yatırılacağı 12. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi başladı. 

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji binasındaki kongrenin açılışında konuşan Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ, sağlık politikalarının üniversitelere danışılmadan oluşturulmasının doğru olmadığını, üniversitelerin katkısı olmadan sağlıkta dönüşüm uygulanamayacağını söyledi. 

Ankara Üniversitesi’nin sağlık alanında yeni açılım ve atılımlar gerçekleştireceğini bildiren Taluğ, bu çerçevede halk sağlığı alanındaki projelerin hayata geçirileceğini belirtti. 

Üniversite olarak koruyucu daima sağlık hizmetlerine önem verdiklerini, bunun artarak devam edeceğini kaydeden Taluğ, ”Çünkü bunu biz Cumhuriyet’i ve üniversiteyi kuranlardan öğrendik” diye konuştu. 

Taluğ, Ankara Üniversitesi olarak halka çok daha yakın olacaklarını ve bu konuda üzerlerine düşeni yapacaklarını söyledi. 

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Başkanı Prof. Dr. Hilal Özcebe de, Sağlıkta Dönüşüm Programını eleştirerek, gelişmiş ülkelerden sistemler alınırken ülkenin durumunun göz önüne alınması gerektiğini bildirdi. 

Koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine işaret eden Özcebe, ”geriye dönüşü imkansız sonuçları ortaya çıkmadan, aile hekimliği uygulamasının durdurulması gerektiğini” savundu. 

Türk Tabipleri Birliği (TTB) 2. Başkanı Prof. Dr. Feride Özen ise, sağlıkta hastaların müşteri olarak görüldüğü bir piyasalaşmanın ortaya çıktığını öne sürerek, ”Burada tüm hekimlere, özellikle de halk sağlığı uzmanlarına görev düşüyor” dedi. 

ATATÜRK’ÜN SAĞLIĞA BAKIŞI 
Açılış konuşmalarının ardından Kongre Başkanı ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, ”Cumhuriyetten Günümüze Türkiye’de Sağlık” konulu bir konferans verdi. 

Osmanlı döneminde kamunun halkın sağlığını bir görev olarak görmediğini, bu dönemde sağlık hizmetinin daha çok yardım kuruluşları aracılığıyla ”hayır” bağlamında verildiğini anlatan Akdur, Kurtuluş Savaşı ve hemen sonrasındaki Cumhuriyet döneminde, Atatürk’ün sağlık hizmetlerinde önemli bir etkisi olduğunu bildirdi. 

Akdur, ”Kurtuluş ve kuruluş yılları ayrıntılı incelendiğinde, ulus ve devlet yaşamının tüm alanlarının felsefesinin, özellikle de sağlık felsefesi ve politikasının bizzat Atatürk tarafından şekillendirildiği görülür” diye konuştu. 

Kurtuluş Savaşı’nın, toplum ve devlet yaşamının ”ulusçuluk” ve ”halkçılık” ilkeleri çerçevesinde yeniden yapılandırıldığı bir dönem olduğuna işaret eden Akdur, TBMM’nin 23 Nisan 1920’de çalışmaya başlamasından hemen sonra çıkarılan 3 numaralı kanunda, hükümetin kuruluşu kapsamında Sağlık Bakanlığının da bulunduğunu hatırlattı. 

Akdur, Ulu Önder Atatürk’ün 1 Mart 1922 tarihinde Meclis’in 3. toplanma yılını açarken yaptığı konuşmadaki, ”Sağlık ve sosyal yardım hususlarında takip ettiğimiz gaye şudur: Milletimizin sıhhatinin korunması ve takviyesi, ölümün azaltılması, nüfusun artırılması, bulaşıcı ve salgın hastalıkların etkisiz hale getirilmesi, bu suretle millet fertlerinin dinç ve çalışmaya kabiliyetli bir halde sıhhatli vücutlar olarak yetiştirilmesi…” değerlendirmesiyle sağlığa bakışını en iyi şekilde yansıttığını belirtti. 

Atatürk’ün, ”Türk’e ev ve bark olan her yer, sağlığın, temizliğin, güzelliğin, çağdaş kültürün örneği olacaktır”, ”Ulusun bireylerini sağlıklı kılmak için gerekli koşulları gerçekleştirmek, devletin en birinci görevidir” sözlerini de anımsatan Akdur, ”Bugün üzeri örtülmeye çalışılsa da, Atatürk’ün, ‘özel kişi ve şirketlerin bazı büyük ve ortak çıkarları yerine getiremeyecekleri’ hususuna da dikkat çektiğini” savundu. 

Ulu Önder’in sık sık Hıfzıssıhha’ya giderek incelemelerde bulunduğunu, defalarca tıp kongrelerine katılarak izlediğini belirten Akdur, ”Görülüyor ki, Atatürk sağlığa özel bir önem vermiştir” dedi. 

Son zamanlarda, ”Cumhuriyet’in kuruluş felsefesindeki sağlık anlayışının 1920’lerde kaldığı, güncelliğini yitirdiği” iddialarının ortaya atıldığını ifade eden Akdur, oysa Atatürk’ün dile getirdiği görüşlerin uzun yıllar sonra Dünya Sağlık Örgütü’nün bildirilerine girdiğini, çevrecilik konusunun ise ancak 1950’lerden sonra ortaya çıktığını belirtti. 

Akdur, 1938 yılına kadar Türk ulus ve devletinin, Atatürk’ün felsefe ve ilkeleri doğrultusunda yapılandırılmasının, bizzat Atatürk gözetiminde yürütüldüğünü kaydederek, 1938-1950 arasında ise bu uygulamaların Atatürk’ün arkadaşlarının gözetiminde devam ettiğini söyledi. 

1921-1937 arasındaki Refik Saydam döneminde çıkarılan bir çok kanunun başka bir ülkede örneği dahi bulunmadığını belirten Akdur, 1946-1950 arasındaki Behçet Uz döneminde ise birinci 10 yıllık milli sağlık planı çıkarıldığını hatırlattı. 

Akdur, ”1950’den sonra Cumhuriyet felsefesinin terkiyle birlikte, sağlık alanı politik bir çekişme alanı olmuş ve ikircikli bir yapıya kavuşmuştur” görüşünü savundu. 

24 Ocak 1980 kararlarının, sağlıkla ilgili Atatürk ilkelerinin tamamen terk edildiği bir dönüm noktası olduğunu iddia eden Akdur, bundan sonraki süreçte sağlık alanında reformların gündeme getirildiğini ve konunun adeta savaş alanına dönüştürüldüğünü söyledi. 

Uygulanmakta olan Sağlıkta Dönüşüm Programı da eleştiren Akdur, ”Türkiye’nin sağlıkta gelişmiş ülkeler düzeyini yakalayamamış olmasının temel nedeni, Atatürkçü-Cumhuriyetçi politikayı terk etme çabası, sağlık ortamındaki ikircikli yapı ve politik bir çekişme alanı haline getirilmesidir” ifadesini kullandı. 

ANA TEMA: CUMHURİYETTEN BUGÜNE VE GELECEĞE SAĞLIK-
Koordinasyonunu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nın üstlendiği, 3 gün sürecek kongrenin ana teması ”Cumhuriyetten Bugüne ve Geleceğe Sağlık” olarak seçildi. 

”Sağlıkta Dönüşüm Süreci, Getirdikleri ve Götürdükleri”, ”Sağlıkta Eşitsizlikler, Sosyal Belirleyiciler”, ”Avrupa Birliği ve Sağlık” gibi, sağlık politikasının güncel ve önemli konularının tartışılacağı kongrede, alanında yetkin birçok bilim adamınca, ”Halk Sağlığında Yaşam Kalitesi ve Tutum Ölçekleri”, ”Tüberküloz”, ”İç Göçler”, ”Okul Sağlığında Yeni Yaklaşımlar” ”Dünyadaki Gelişmeler Işığında Tek Tip Sağlık”, ”Ağız ve Diş Sağlığında Durum”, ”Tütün Kontrolünde Gelinen Yer” gibi konularda konferanslar verilecek. 

Kongre kapsamındaki panellerde ise, ”Bağışıklamada Karar Verme Süreci”, ”Türkiye’de ve Dünyada Kardiyovasküler Hastalıklar ve Kontrolü”, ”Cumhuriyetten Bugüne Sağlık Göstergelerindeki Değişimler”, ”Sağlık Hizmetlerinde Kalite ve Akreditasyon”, ”Sağlık Çalışanlarının Güvenliği ve Sorunları”, ”Kronik Obstruktif Akciğer Hastalıkları ve Korunma” gibi konular ele alınacak. 

Çalıştay ve forumların da düzenleneceği, acil ve afet durumlarında sağlık yönetimi, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), Temel Biyoistatistik ile Toplum Yönelimli Sağlık Hizmetleri (TOYS) Yönetim kurslarının verileceği kongrede, halk sağlığının çeşitli alanlarında 360 bildiri sunulacak.